Search for content, post, videos

Şehid Tanımı-İslâmdaki Yeri ve Fıkhi Yönü

Şehid tanımına geçmeden önce Şehid isminin aynı zamanda Allah’ın 99 isimlerinden bir isim olduğunu hatırlatmak isterim.

Âlimler, şehîd isminin temel mânasının “bilen” olduğu ve şâhidden daha zengin bir muhtevaya sahip bulunduğu hususunda ittifak etmiştir. Şehîd “müşahede yoluyla meydana gelmiş ilme sahip olan varlık” demektir. İnsanlar duyu organları ile bilgi edindikleri halde Allah bu tür vasıtalardan münezzehtir .Allah’ın hem gizli hem de âşikâr olanı bildiğini ifade eden âyetler şehîd isminin muhtevasına duyular ötesini de katmakta ve ona “her şeyi aslî hüviyetiyle tam olarak bilen” mânasını kazandırmaktadır.(İslam ansk.)

Sözlükte “bir olaya şahit olmak, bildiğini söyleyip tanıklık etmek, bir yerde hazır bulunmak” gibi anlamlara gelen şehâdet (şühûd) masdarından türeyen şehîd (çoğulu şühedâ) dinî bir terim olarak  Allah yolunda canını veren Müslüman’ı ifade eder.

Böyle bir kişiye şehid denilmesinin ne anlama geldiği konusundaki görüşlerden bazıları şunlardır. Kelimenin sözlük ve terim anlamları arasındaki bağa dikkat ederek;

Böyle bir kişiye şehid denilmiştir;çünkü  “görülen, tanıklık edilen” (meşhûd) mânasına göre bu kişinin cennete gireceğine şahitlik edilmiştir.

Böye bir kişiye şehid denilmiştir; çünkü “gören, tanıklık eden” ,(şâhid) anlamını esas alanlara göre ; ölümü anınında Allah’ın vaad ettiği nimetleri hazır olarak görmüş,bir takım rahmet melekleri hazır olarak bulunmuştur.

Yine bu manaya göre, kıyamet gününde kendisinden Hz. Peygamber’le birlikte geçmiş ümmetler hakkında şahitlik etmesi istenecektir.

Böyle bir kişiye şehid denilmiştir;çünkü kendisi Cenâb-ı Allah’ın manevi huzurunda hazır olarak rızıklandırılacaktır.(İlmihal diyanet)

 

“Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Zira onlar diridir, fakat siz farkında değilsiniz” (el-Bakara 2/154);

“Sakın Allah yolunda öldürülenlerin ölü olduklarını sanma! Onlar diridir ve rableri katında rızıklara mazhar olmaktadır” (Âl-i İmrân 3/169);

“Allah yolunda öldürülenlere gelince Allah onların amellerini zayi etmez(..) Allah onları kendilerine tanıtmış olduğu cennete koyacaktır”(Muhammed 47/4-6)

Fahreddin er-Râzî suda boğulan, hastalık vb. sebeplerden ölen kimseleri şehid diye niteleyen hadislere dikkat çekerek bu âyetteki şühedâ kelimesini Allah’ın dinine yardım amacıyla savaşta canını feda edenlerle sınırlı olarak yorumlamanın doğru olmayacağını, Allah’ın adını yüceltmek için çaba gösterip toplumda adaleti ayakta tutan ilim sahibi kimselerin de (Âl-i İmrân 3/18) bu kapsamda düşünülmesi gerektiğini söylemiştir .

Hz. Peygamber’in şehitlikle ilgili açıklamaları hadis mecmualarında daha çok cihad bölümünün “fazlü’ş-şehîd” vb. başlıkları altında bir araya getirilmiştir. Bu hadislerde dünyevî amaçla olmayıp yalnız Allah’ın dininin yüceltilmesi için canını feda edenlerin şehid sayıldığı, şehid olan kişinin acı çekmeden öldüğü, kanının ilk damlası yere düştüğü anda kul hakları dışında bütün günahlarının affedildiği, şehidin kabir azabı çekmeyeceği, cennetteki makamını göreceği, akrabalarından yetmiş kişiye şefaat edebileceği ve cennete ilk girenlerden olacağı (Müslim, “İmâre”, 143; Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 27), Allah katında iyi bir mertebeye erişerek ölen kullar içinden sadece şehidlerin dünyaya dönüp tekrar şehid oluncaya kadar Allah’ın dinini yüceltmek isteyeceği (Buhârî, “Cihâd”) ifade edilmiştir.

Öte yandan bazı hadislerde Allah yolunda ölenlerin dışında da şehid sayılacak kişiler bulunduğu, meselâ canı, malı, namusu uğrunda (Ebû Dâvûd, “Sünne”) yahut veba, kolera gibi bulaşıcı yaygın hastalıklar sebebiyle, ölenlere, şehid olmayı arzu edip de yatağında vefat edenlere, şehid sevabı verileceği, bu arada şehitlik sevabına denk başka amellerin de bulunduğu belirtilmiştir.

ŞEHİDİN FIKIHTAKİ YERİ

  1. DÜNYA VE ÂHİRET HÜKÜMLERİ BAKIMINDAN ŞEHİD:

Allah yolunda savaşırken gayri müslimler tarafından öldürülen veya yaralı halde savaş alanında ölü bulunanlar bu gruba girer.

Devlete isyan edenler yahut yol kesicilerle çarpışırken ya da canını, malını ve namusunu korurken haksız yere öldürülenlerin bu kapsamda sayılıp sayılmayacağı ihtilâflıdır. Hanefî ve Zeydiyye mezheplerinde bunların hepsi bu gruptankabuledilir.

 

ŞEHİD YIKANIR MI?

Bu gruba giren şehid yıkanmaz; kanlı elbisesi kefeni sayılır; bu elbise aynı zamanda bir imtiyaz nişanesi ve ibadet eseri kabul edildiğinden üzerindeki kan giderilmez, temiz olmayan başka maddeler ise temizlenir; şehidin üzerinde silâh, kama, kılıç vb. aletler varsa alınır; palto, ceket, ayakkabı gibi kefen olmaya elverişsiz eşyası çıkarıldıktan sonra kalan elbisesi cesedini örtmeye yetmezse kefeni sünnet ölçüsünde tamamlanır, fazlaysa eksiltilir.

Fakihlerin çoğunluğuna göre cünüp iken yahut hayız veya nifas halinde şehid olanlar da yıkanmaz. Ebû Hanîfe, Hanbelîler, Şâfiî ve Mâlikîler’den bazı fakihler, Uhud şehidlerinden Hanzale b. Ebû Âmir’in o esnada cünüp olduğu için melekler tarafından yıkandığına dair rivayete dayanarak bu durumlarda şehid düşen kimsenin yıkanacağına hükmetmiştir. Ayrıca Ebû Hanîfe ve Zeydîler, ergenlik çağına ulaşmamış çocuk veya akıl hastasının savaşta düşman tarafından öldürülmesi durumunda yıkanacağı görüşündedir.

CENAZE NAMAZI KILINIR MI?

Bu gruba giren şehid için cenaze namazı kılınması Hanefî mezheplerine göre gereklidir. Hanbelî mezhebinde tercih edilen görüşe göre müstehaptır.

Şâfiî ve Mâlikîler’in çoğunluğuna göre ise bunlar cenaze namazı kılınmadan defnedilir. Namaz kılınmayacağı görüşü şöyle temellendirilir: Şehid Kur’an’ın ifadesiyle diri sayılır, diri üzerine namaz kılınmaz; Hz. Peygamber de Uhud şehidlerinin yıkanmadan ve namazları kılınmadan kanlarıyla defnedilmesini emretmiştir. Cenaze namazı günahların affına vesile olması için kılınır, şehid ise bütün günahlardan temizlendiğinden buna ihtiyacı yoktur.

Karşı görüşün delilleri de şöyledir: Resûlullah’ın şehidler için namaz kıldığına dair hadisler vardır. Şehidin diri sayılması âhiret hükümleri bakımından olup dünyevî hükümler bakımından ölü sayılır, nitekim mirası taksim edilmekte ve karısı iddeti bittikten sonra evlenebilmektedir. Günahlardan arınmış olsa da şehidin müminlerin duasına ihtiyacı vardır.

İbn Hazm, şehidler için hem namaz kılındığına hem de kılınmadığına dair rivayetleri sahih kabul ettiğinden her iki uygulamanın câiz olduğunu söyler.

 

  1. SADECE DÜNYA HÜKÜMLERİ BAKIMINDAN ŞEHİD SAYILANLAR:

Kalbinde nifak bulunmakla yani münafık olmakla birlikte ,dış görünüşü itibarı ile Müslüman olduğunahükmedilen ve Müslümanların saflarında bulunduğusırada düşmantarafından öldürülen kişiler bu grupta yer alır. Savaştan kaçarken veya ganimet, gösteriş vb. dünyevî amaçlarla savaşırken öldürülen kişiler de böyledir. İç yüzlerini yalnız Allah’ın bildiği bu kişilere dış görünüşleri dikkate alınarak şehid muamelesi yapılır.

 

  1. SADECE ÂHİRET HÜKÜMLERİ BAKIMINDAN ŞEHİD SAYILANLAR:

Allah yolunda savaşırken aldığı bir yaradan dolayı o anda değil de, daha sonra ölen kişiler bu grupta yer alırlar.

Ayrıca hadislerde  şehid oldukları bildirilmekte olan,yanlışlıkla veya haksız yere öldürülen kişi,yangında denizde veya göçük altında can veren kişiler; veba,koera,sıtma gibi yaygın ve önlenmesi zor hastalıklar  sebebi ile ölenler,ilim tahsili yolunda ,helal kazanç uğrunda ,gerek kendisinin gerekse-isterse gayri müslim olsun- başkalarının can malve namusları uğrunda ölenler,loğusa iken ölen ve cuma gecesinde ölen kimseler de bu grupta yer alan şehidlerdir.

Son bir ayet bir hadisle şehidliğe bakarsak ,Allah katındaki itibarını ve ulaşılması konusundaki teşviki de görmüş oluruz.

Kuran-ı Kerim’de: “Allah’a ve elçisine itaat eden kimseler;Allah’ın nimetlerine mazhar olmuş bulunan peygamberler,sıdıklar,şehidler ve iyi /Salih kullar ile birlikte bulunacaklardır.” En-Nisa 4/69

Hz. Resûlullah (s.a.v.)  buyurdular ki: “Kim şehid olmayı içtenlikle dilerse,Allah onu şehidlerin menziline ulaştırır,bu kişi isterse yatağında ölmüş olsun” (Müslim,imare)

 

 

 

Daha fazlası; Seyyide Dergisi 45. Sayıda.  Abonelik için tıklayın.

2590295143

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *