Search for content, post, videos

Hayat Boyu Taşınacak Olan Darbe

 

İbrahim Akmanoğlu…

İlhan Akmanoğlu…

FETÖ’nün darbe girişimi sırasında Şehitler Köprüsü (Boğaziçi Köprüsü) üzerinde yaralanan kahraman baba-oğul. İbrahim Akmanoğlu, elektrik mühendisi. 18 yaşındaki İlhan Akmanoğlu ise Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü öğrencisi.

FETÖ’nün darbe girişimi esnasında aldıkları kurşunları ülkemize böyle bir teşebbüste bulunulmasından dolayı acı, hüzünlü, ibret-âmiz bir anı olarak, aynı zamanda da buna karşı direndikleri, mücadele ettikleri için bir o kadar da gurur verici hatıra olarak hayatları boyunca bedenlerinde taşıyacak İlhan ve babası İbrahim Akmanoğlu…

Darbecilerin iki kurşunla ağır yaraladığı İlhan Akmanoğlu’nun vücuduna isabet eden çekirdeklerden biri hayatı boyunca çıkmayacak. Vücudunun sol tarafından giren, iki ciğerini delip boyun kemiğine saplanan kurşunla hayatına devam edecek olan İlhan Akmanoğlu, günlerce yoğun bakımda kaldıktan sonra çok şükür sevenlerinin ve milletin duasıyla hayata döndü. Rabbim onu ailesine bağışladı.  Evinde tedavisi süren İlhan Akmanoğlu ve İbrahim Akmanoğlu Beylerle 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde yaşadıklarını konuştuk, tarihe tanıklık etmek adına…

Fatma Toksoy: İbrahim Bey köprüye nasıl gittiniz olayı anlatır mısınız, sizin gitmenizi etkileyen sebep neydi?

İbrahim Akmanoğlu: 15 Temmuz akşamı evde ailecek otururken haberlerden darbe girişimini öğrendik. Vakit geçtikçe artan bir öfke ile olayları izledik. TRT de yayınlanan darbe bildirisi ve Sayın Cumhurbaşkanımızın bir telefon ekranından yaptığı konuşmayı gördük. Özgür irademize, demokratik tercihlerimize, bizim ve çocuklarımızın geleceğine kasteden eli silahlı bir gurup kabul edilemezdi. Önce ne olursa olsun dışarda olmalıyım dedim ve çıktım.

Fatma Toksoy: İlhan bey babanız sizi götürmeyince ne yaptınız, nasıl babanızla gitmeyi başardınız?

İlhan Akmanoğlu: Hem babamı yalnız bırakmamak için hem de babamın artık bir geleceğimiz kalmıyor özgürlüğümüz elimizden alınıyor gibi söylemlerinin beni etkilemesi nedeniyle, annem telefonda konuşurken oturduğumuz yerin bahçesine çıktım ve babamı aradım. Üsküdar Bağlarbaşı meydanında buluştuk.

Fatma Toksoy: Köprüde ne oldu?

İlhan Akmanoğlu: Bağlarbaşı meydanında vatandaşlar toplanmaya başlamışlardı. Üsküdar’a inen yolu kesecek şekilde bir çöp kamyonu ortada duruyordu. Herkes köprüye yöneldi. Önce Kısıklı köprüsüne gittik. Daha büyük bir kalabalıkla karşılaştık. Hiç durmadan Hz. Ali camisinin yanından Boğaziçi Köprüsüne doğru yürümeye başladık. Bir taraftan tekbir getiriyorduk. Bir taraftan telefonla çekim yapıyorduk. Bazen “En büyük asker bizim asker” diye tezahüratta da bulunduk. Kalabalık gittikçe artıyordu. Bir müdahale olacağını belki gaz kapsülleri atılabileceğini ya da copla ve kalkanla vatandaşın durdurulmaya çalışılabileceğini düşünüyordum. Kendi vatandaşlarına silahsız ve masum kalabalığa asla ve asla ateş edebilecekleri aklıma gelmedi.

Fatma Toksoy: İbrahim Bey siz nasıl ve nereden vuruldunuz? Ve ne hissettiniz o an?

İbrahim Akmanoğlu: Avrupa yakasına gidiş istikametinin sağındaydık. Metrobüs duraklarını geçmiştik. Anadolu yakasına gelen trafik akıyordu. Gişeler ve askerler karşımızdaydı. Telefonla çekim yapıyordum. Oğlum biraz arkamda sol arka çaprazımdaydı. Ateş edildiğini duyduğum anda “Yat yere” dedim ve kendimi yere attım. Yere düştüğüm anda vurulduğumu hissettim. Ama can yanması şeklinde değil bir sıcaklık hissi oldu. Sırtımın sol tarafını derince kesen ve sıyırıp giden bir mermi ve sol kabanın üst tarafından içeride kalan muhtemelen bir şarapnel parçasıyla vuruldum.

Fatma Toksoy: Geçmiş olsun. Rabbim bir daha böyle şeyler göstermesin inşallah. Peki, İlhan Bey siz nasıl ve nerenizden vuruldunuz ve ne hissettiniz o an?

İlhan Akmanoğlu: Babamın biraz arkasındaydım elimde telefonum vardı. Babam yat deyince kendimi yere attım. Babam “Vuruldum oğlum” dedi. “Bende vuruldum” dedim. Canım yanmamış olmasına rağmen sıcaklık ve uyuşma hissi vardı. Boğazımdan kan geliyordu. Sağ elimin ortasında delik vardı. Kelime-i şehadet getirdim. Sonra babamla birlikte tekrar Kelime-i Şahadet getirdik. Sağ tarafım asfalta dayalıydı. Akan kanı görüyordum. Babam birden ‘Oğlum ölüyor, yardım edin’ diye feryat etti…

Fatma Toksoy: İbrahim Bey oğlunuzun vurulduğunu gördüğünüzde neler hissetiniz bir baba olarak?

İbrahim Akmanoğlu: Oğlum önümde yatıyordu. Sırtında akan kanı görüyordum. Yüzü ters tarafa dönüktü. Biraz doğruldum ve elimi sırtındaki yarasına koydum. Boğazından gelen kanı gördüm. Yüzü ve omzu kanının içindeydi. Sadece “Kelime-i şehadet getir oğlum” dedim. Birlikte sesli olarak kelime-i şehadet getirdik. Sonra feryat etmeye başladım. Haber verebilmeyi düşündüm ama telefonum düşmüştü oğlumun telefonu yerde duruyordu camı patlaktı. “Yetişin oğlum ölüyor” diye bağırdım. Önce kimse yaklaşamadı. Sonra bir kadın İlhana “İyi olacaksın” dedi. Sonra başka bir kadın kollarından tuttu bende bacaklarından. Önce doğrulamadım. Sonra başkaları da geldi ve oğlumu yerden kaldırdık yüzü yere bakıyordu. ”

 

Fatma Toksoy: Hastaneye nasıl gittiğinizi oğlunuzu nasıl götürdüğünüzü hatırlıyor musunuz? Neler hissettiniz o anda?

İbrahim Akmanoğlu: Oğlumu diğer vatandaşlarla birlikte koyu gri renkli bir binek arabanın arka koltuğuna 14-15 yaşlarında bir çocuğun kucağına doğru sırtüstü yatırdık. O çocuk hastaneye gidene kadar sürekli oğlumla konuştu. “Abi iyi olacaksın, sen iyi bir abisin, abi konuş benimle” şeklinde sürekli telkin veriyordu. Allah onlardan razı olsun. Köprü üstünde ters trafiğe girdi ve kendi hayatını da riske attı. Araba da giderken bir ara elimi arkaya uzattım. Oğlumun kolları buz gibiydi. Oğlumla helalleştik. ‘Oğlum hakkını helal et’ dedim. O bana hakkını helal etti, ben de ona… Bir taraftan da eve haber vermeye çalışıyordum. Önce eşimi arayacak oldum sonra vazgeçtim. Numarasını ezbere bildiğim komşum Hasan Beyi aradım eşime destek olurlar diye ama başaramadım.

 

Fatma Toksoy: İbrahim Bey oğlunuza “Kelime-i Şehadet “getirmesini söylemişsiniz. Bu beni ziyadesiyle etkiledi. Hem sizdeki o iman duygusuna imrenirken hem de olayın hüzünlü yönüyle ağladım. Siz ne düşünüyordunuz bunları söylerken oğlunuza ve zor olmadı mı evladınızı kaybetme düşüncesini yaşamanız ve helallik istemeniz ondan…

İbrahim Akmanoğlu: Biz kullarız. Gayet sade ve basit, günahıyla sevabıyla sadece Allah’ın kullarıyız. “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” ve ona döneceğiz. Zor oldu ama Rabbim kuluna kaldıramayacağı yük yüklemiyor.

Fatma Toksoy: Şehitlik her Müslümanın ulaşmak isteyeceği bir mertebe. Babalı oğullu çok metin davrandınız. Gıpta ettim size. Hatta kendi reklamınızı dahi yapmadınız, vazifesini yapmış bir vatandaş gibi gönül rahatlığıyla kenara çekildiniz. Kutluyorum sizi. Bunu oğlunuzda bir an yaşamanızın verdiği hisleri ve duyguyu anlatabilir misiniz?

İbrahim Akmanoğlu: Oğlum benim kahramanım… Ondaki metaneti ve teslimiyeti gördüğüm zaman Allah’a şükrettim. Hiç feryat etmedi, hiç bağırmadı ve hiç sorgulamadı. Onu çok seviyorum… Hastaneye ulaştığımızda çok hızlı müdahale oldu. Oradaki doktorların sayesinde oğlum sıhhatine kavuştu. Daha da iyi olacak, inşallah. Rabbim memleketimize böyle acılar yaşatmasın. Buna sebep olanlar ve sorumlular da hak ettiği cezayı bulsunlar.

 

Fatma Toksoy: Bir de bu işin aile boyutu var. Betül Hanım ve sizin anneniz nasıl karşıladı bu olayı ve neler hissettiler sizleri böyle görünce…

İbrahim Akmanoğlu: Onlar için daha zor oldu. Uzun süre haber alamamaları onları çok üzdü. Ama en nihayetinde Rabbime sonsuz şükürler olsun ki bizi onlara oğlumu bize bağışladı.

Fatma Toksoy: Bu darbe ve darbeler hakkındaki görüşlerinizi öğrenebilir miyim kısaca?

İbrahim Akmanoğlu: Millet kendi özgür iradesi ile demokratik tercihini yapar. Kimseye mahkûm olmaz, kimseye biat etmez, zorunlu tutulamaz. Darbeci ise her zaman bir yerden emir alır. Haindir, kalleştir. Ülkesini peşinen satmıştır. Bedelini ise; on yıllar boyunca taksit taksit misli misli fazlasıyla Millet öder.

 

Fatma Toksoy: Gazanız mübarek olsun. Gazi olmak nasıl bir duygu İlhan Bey

İlhan Akmanoğlu: Ülkemiz için kanı, canı pahasına bir şey yapabilmiş olmak bir şey yapmak üzere o yolda olmak, safını Milletten yana belirlemiş olmak güzel bir duygu.

 

Fatma Toksoy: İlhan Beyle gurur duyduğunuzu beyan ettiniz. Biz de gurur duyuyoruz onunla ve sizinle. Sizler gibi kahramanlarımız olmasa bu gün bizler bunları yazıyor olamayacaktık… Bu vatan ve bu millet ve bizler sizlere minnettarız. Hakkınızı helal ediniz efendim…

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *